HIZLI ERİŞİM
Vekaletname ÖrneğiSıkça Sorulan Sorular
GÜNCEL HABERLER

TRT Haber Haberler

 | 
BİZDEN HABERLER

Cihan Koç Tarafından Yazılan Notlu– Açıklamalı – İçtihatlı - Örnekli Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu Ve Yönetmeliği, Askerî Ceza Kanunu, Tsk Disiplin Kanunu Ve Yüksek Disiplin Kurulları Yönetmeliği, Tsk Personel Kanunu Ve İlgili Mevzuat Adlı Kitabın 24. BASKISI OCAK 2019'DA ÇIKMIŞTIR. Ofis numaralarını arayarak sipariş verebilirsiniz. Tıklayınız.

Cihan Koç Ve Kadir Gündoğan Tarafından Yazılan Soru Bankası Kitabının 8. BASKISI TEMMUZ 2015'DE ÇIKMIŞTIR. Tıklayınız.

BAĞLANTILAR
Yargıtay
Danıştay
Türkiye Barolar Birliği
Ankara Barosu
E-Mevzuat Başbakanlık
İstanbul Barosu
Son Çıkan Kanunlar
Resmi Gazete
UYAP
Anayasa Mahkemesi Anayasa Mahkemesi
   
   
KISAYOL

ANKARA

SIKÇA SORULAN SORULAR

1.         Top atışları sırasında/elbombası patlaması sonucunda/kulaklarımda işitme kaybı meydana geldi. Nöbet sırasında yerlerin kaygan olması nedeniyle düştüm. Dirseğim kırıldı, doktorlar artık dirseğimi eskisi gibi kullanamayacağımı söylediler. Tazminat alabilir miyim?
Hukuka aykırı bir olay veya haksız eylem sonucu bedensel zarara uğrayan kişinin iyileşemeyip yaşam boyu sakat kalması durumuna, İş Hukukunda ve Sosyal Güvenlik Yasalarında “sürekli işgöremezlik”, uygulamada ve Yüksek Yargı (Yargıtay, Danıştay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi) kararlarında “beden gücü kaybı” veya “çalışma gücü kaybı” ya da “meslekte kazanma gücü kaybı” veya “efor kaybı” denilmektedir (Çelik, Ahmet Çelik, http://www.tazminathukuku.com/arastirma-yazilari/bedensel-zararlarda-guc-kaybi-tazminati.htm).
Görevin sebep ve tesiriyle meydana gelen işitme kaybı, görev sırasında dirsekte oluşan fonksiyon veya efor kaybı nedeniyle uğranılan zararın aşağıda açıklanan ilkeler doğrultusunda idarece tazmin edilmesi gerekir.
Hukuk sistemimizde idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. Diğer bir ifadeyle idarenin işlemleri ve eylemlerinden kaynaklanan sorumluluğu; kusurlu sorumluluk ve kusursuz sorumluluk olmak üzere ikiye ayrılır.
Hizmet kusuru; idarenin yürüttüğü bir hizmetin kurulmasında düzenlenmesinde ya da işleyişindeki bozukluk, aksaklık veya boşluğu ifade etmektedir. Hizmetin geç işlemesi, hizmetin kötü işlemesi, hizmetin hiç işlememesi hizmet kusuru sayılan hallerdir. Hizmet kusuru sayılan hâllerde idare uğranılan zararı tazmin etmek zorundadır.
Kusursuz sorumluluk, idarenin kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın eylem ve işlemlerinden doğan zararları tazmin yükümlülüğüdür.
İdarenin bazı eylemlerinin, doğası gereği tehlike taşıması söz konusudur. Kamu yararı gereği, yerine getirilmesi zorunlu olan ve tehlike içeren eylemler sonucunda, idarenin ya da memurun bir kusuru olmaksızın kişilere zarar verilmesi söz konusu olabilir. Bu durumda idarî davranış ile zarar arasında sadece bir nedensellik bağının bulunması hâlinde -kusur şartı aranmaksızın- idarenin sorumluluğu kabul edilir.
Günümüzde idare hukukunda kusursuz sorumluluğun dayanağı olarak kabul edilen iki ilke bulunmaktadır:
Tehlike veya Risk İlkesi
İdarenin tehlikeli faaliyetleri ve kullandığı tehlikeli araçlar nedeniyle zarara neden olması, kamu hizmetinde çalışan bir kişinin görevi sırasında ya da görevi nedeniyle bir zarara uğraması, kamu düzenini bozmaya ve hatta anayasal düzeni yıkmaya yönelik terör olayları sırasında kişilerin zarar görmeleri durumunda zararın idare tarafından karşılanması ilkesini ifade eder.
Fedakârlığın Denkleştirilmesi İlkesi (Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik İlkesi)
İdarenin kamu yararı düşüncesi ile giriştiği bir faaliyet belli bazı kişileri zarara uğratır ise bu zararın-İdarenin herhangi bir kusuru olamasa dahi-karşılanması ilkesini ifade eder.
İster hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur. 
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi çeşitli tarihlerde vermiş olduğu kararlarda;
Bölücü örgüt mensupları ile girilen silahlı çatışmada yaralanan ve tedavisi sonunda "komando olamaz, sınıfı görevini yapar" kararı verilen davacı subayın uğradığı vücut fonksiyon kaybının yol açtığı efor kaybı nedeniyle müstahak olduğu efor kaybının,
Askerlik şubesinde görevli sivil memur olan davacının, aynı yerde görevli bir erin silahla müessir fiili sonucu yaralanması ile uğradığı maddi (efor tazminatı) ve manevi zararın (kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince), Uçuş nedeniyle kulaklarından arızalanan personelin uğradığı maddi ve manevi zararın, 
El bombası patlaması sonucu sakatlanan personelin uğradığı maddi ve manevi zararın, 
Namluda sıkışan havan mermisinin patlaması sonucu sakatlanan personelin uğradığı maddi ve manevi zararın,
İdarece ödenmesi gerektiğine karar vermiştir.
Konuyla ilgili bazı AYİM karar özetleri aşağıya çıkarılmıştır:

  • Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak, Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur. Davacının asayişle ilgili bir görevin ifası sırasında sağlık kurulu raporunda belirttiği biçimde yaralanarak sakatlandığı hususunda taraflar arasında bir ihtilâf bulunmamaktadır. Davalı idarenin ilk savunmasında belirttiği gibi davacı hâlen görevini sürdürdüğü aylık aldığı, tedavi giderlerinin devletçe karşılandığı anlaşılmakta ise de, sağlık kurulu raporuna göre komando olamayan ancak sınıfı görevini yapabileceği belirtilen davacının bu görevini sakatlık oranı nispetinde emsallerinden daha fazla efor sarf ederek yapacağından davacının görevde kaldığı süreye münhasır olmak üzere sarf edeceği fazla efora karşılık bir maddi zararının olduğu şüphesizdir. Zararı doğuran olayın meydana gelmesinde hizmetin kurulması ve işletilmesinden doğan idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun varlığından söz edilemez. Zarar doğrudan doğruya idarenin bir eyleminden doğmayıp idarenin dışındaki bir olaydan kaynaklandığı açıktır. Zararlı sonucu doğuran olay ile hizmet arasında illiyet bağı bulunduğundan kusursuz sorumluluk ilkesine göre zararın zarar gören üzerinde bırakılmayarak topluma yayılması adalet, eşitlik, hakkaniyet esaslarına daha uygun düşeceğinden davacının zararlarının bu esaslara göre karşılanması gerekeceği sonucuna ulaşılmıştır. Bölücü örgüt mensupları ile girilen silahlı çatışmada yaralanan ve tedavisi sonunda "komando olamaz, sınıfı görevini yapar" kararı verilen davacı subayın uğradığı vücut fonksiyon kaybının yol açtığı efor kaybı nedeniyle müstahak olduğu efor kaybının ödenmesi gerekir (AYİM, 2. D. 24.12.1997, E. 1996/465, K. 1997/1064).  
  • Helikopter kazasına bağlı olarak yaralanan ve tedavisi sonunda sınıfı görevini yapar raporu verilen davacı astsubayın, olaydan önce almakta olduğu aylık ile olaydan sonra almaya devam edeceği aylık yönünden bir noksanlık yoksa da, sağlık kurulu raporuna göre uğradığı %30 fonksiyon kaybına göre, aynı işi sakatlanmasından önceki durumuna göre daha fazla bir efor sarfıyla yapacağı gerçeğinden hareketle bu kaybı gidermek üzere maddi tazminata müstahak olduğu kuşkusuzdur (AYİM, 2.D. 14.05.1997, E. 1996/563, K. 1997/458).
  • Görevli bulunduğu helikopterle personel indirirken teröristlerce açılan ateş sonucu yaralanan, tedavisi sonucu sınıfı görevini yapar raporu verilmekle beraber, %5 vücut fonksiyon kaybına uğradığı belirlenen davacı astsubayın, aynı işi sakatlanmasından önceki duruma ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarfıyla yapacağından hareketle, tespit edilen bu efor kaybı karşılığı efor kaybı tazminatı verilmesi gerekir (AYİM, 2. D. 06.05.1998, E. 1997/927, K. 1998/437).  
  • Bir erin taksirli fiili sonucu bir gözünden sakatlanan davacı yedek subayın; terhis sonrası bir işyerinde çalışmakta olmasına karşın, çalıştığı bu işi, aynı işi yapan ve aynı ücreti alan tam sağlam emsaline göre daha fazla efor harcayarak yapacak olması karşısında, kendisine bu efor kaybı karşılığı tazminatın ödenmesi gerekeceği kuşkusuzdur (AYİM, 2. D. 9.4.1999, E.1998/552, K. 1999/358).

2.         2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanundan kimler hangi durumlarda faydalanabilir?
            2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanundan;
Barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle, trafik ve yol güvenliğini veya tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlamakla görevli olanlar;
Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Teşkilatında bulunan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi ve zararsız hâle getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenler,
Bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya engelli hâle gelmeleri halinde faydalanabilir.
Ölüm veya yaralanma 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu (TMK) kapsamına giren görevler nedeniyle meydana gelmişse öncelikle 3713 sayılı TMK hükümleri uygulanır.
3.         Yaralanma, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun veya 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamı dışında kalan görevler nedeniyle meydana gelmişse tazminat alınabilir mi?
            Yaralanma görevin sebep veya tesiriyle (örneğin, arkadaşının tüfeğinden çıkan mermiyle, atış sırasında meydana gelen patlama nedeniyle veya patlayıcı madde deposunda meydana gelen patlama nedeniyle yaralanma vb.) meydana gelmişse ve 2330 ve 3713 sayılı Kanunda yer alan düzenlemelerden faydalanma olanağı yoksa yaralanmanın yol açtığı tahribatın ölçüsü oranında maddi ve manevi tazminat talep edilebilir.            Bunun için önce idari başvuru yapılıp, 60 gün içinde cevap verilmemesi durumunda veya verilen cevaptan sonraki 60 gün içinde dava açılması gerekir.
4.         Askerlik hizmetini (vatan hizmetini) yerine getirirken sakatlananlara veya ölenlere tazminat ödenir mi?
Bu konu, 1111 sayılı Askerlik Kanunu Ek Madde 8’de ve 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanunu Ek madde 9’da düzenlenmiştir.
1111 sayılı Askerlik Kanunu Ek madde 8:
Ek Madde 8 – (Ek: 13/7/2013-6496/10 md.)
Bu Kanun kapsamında askerlik yükümlülüğünü yerine getirenlere; askerliğe sevk edildiği tarihten, askerlik hizmet süresinin bitiş tarihine kadar ölenler ile sakatlanma sebebiyle süresinden önce terhis edilenlerden veya süresinde terhis edilmiş olsa bile yapılan tedaviye rağmen askerliğe elverişsiz hâle gelecek şekilde sakatlanmış olanlardan, 5434 sayılı Kanun veya 5510 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlanmaması veya 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun gereğince tazminat ödenmemesi kaydıyla; ölenlerin dul ve yetimlerine (400.000) gösterge rakamının, sakatlananlara ise Vazife Malullüklerinin Nevileri ile Dereceleri Hakkında Nizamname hükümlerine göre tespit edilecek sakatlık derecelerine göre aşağıda belirlenen gösterge rakamlarının memur maaş katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunacak miktar kadar, bir defaya mahsus olmak üzere tazminat ödenir.
Ancak, söz konusu olayların gerçekleştiği tarihte bakaya, firar, izin tecavüzü, hava değişimi tecavüzünde bulunanlar ile kendini askerliğe yaramayacak hâle getirmek ve askerlikten kurtulmak için hile kullanmak suçundan hüküm giyenlerin, suça konu eylemleri sonucu ölüm ve sakatlanma nedeniyle ve intihar sonucu meydana gelen ölüm ve sakatlanma olaylarında bu ödeme yapılmaz. Bu tazminattan damga vergisi dışında herhangi bir vergi ve kesinti yapılmaz ve bu tazminat haczedilemez. Tazminatın ödenmesine ilişkin usul ve esaslar İçişleri ve Millî Savunma bakanlıkları tarafından müştereken hazırlanan yönetmelikle düzenlenir.

1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanunu Ek madde 9:
Ek Madde 9-(Ek: 13/7/2013-6496/6 md.)
Bu Kanun kapsamında askerlik yükümlülüğünü yerine getirenlere, askerliğe sevk edildiği tarihten geçerli olmak üzere; yedek subaylar için sınıf okulunda geçen sürenin bitiş tarihine, Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde öğretmen olacaklar için temel askerlik eğitimi süresinin bitiş tarihine, erbaş ve er olarak yerine getirenler için ise askerlik hizmet süresinin bitiş tarihine kadar ölenler ile sakatlanma sebebiyle süresinden önce terhis edilenlerden veya süresinde terhis edilmiş olsa bile yapılan tedaviye rağmen askerliğe elverişsiz hâle gelecek şekilde sakatlanmış olanlardan, 5434 sayılı Kanun veya 5510 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlanmaması veya 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun gereğince tazminat ödenmemesi kaydıyla; ölenlerin dul ve yetimlerine (400.000) gösterge rakamının, sakatlananlara ise Vazife Malullüklerinin Nevileri ile Dereceleri Hakkında Nizamname hükümlerine göre tespit edilecek sakatlık derecelerine göre aşağıda belirlenen gösterge rakamlarının memur maaş katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunacak miktar kadar, bir defaya mahsus olmak üzere tazminat ödenir. Ancak, söz konusu olayların gerçekleştiği tarihte bakaya, firar, izin tecavüzü, hava değişimi tecavüzünde bulunanlar ile kendini askerliğe yaramayacak hâle getirmek ve askerlikten kurtulmak için hile kullanmak suçundan hüküm giyenlerin, suça konu eylemleri sonucu ölüm ve sakatlanma nedeniyle ve intihar sonucu meydana gelen ölüm ve sakatlanma olaylarında bu ödeme yapılmaz. Bu tazminattan damga vergisi dışında herhangi bir vergi ve kesinti yapılmaz ve bu tazminat haczedilemez. Tazminatın ödenmesine ilişkin usul ve esaslar İçişleri ve Millî Savunma bakanlıkları tarafından müştereken hazırlanan yönetmelikle düzenlenir.

5.         2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna göre nakdi tazminat talep edebilmek için öngörülmüş bir süre var mıdır?
            Kanunda ve ilgili yönetmelikte öngörülmüş bir süre bulunmamaktadır. Bu konuda öncelikle bir dilekçeyle tazminat talebinde bulunulmalı, 60 gün içinde cevap verilmezse ikinci 60 gün içinde dava açılmalıdır.
            60 günlük süre içinde cevap verilirse davanın cevabın tebliğ edildiği tarihten itibaren 60 gün içinde açılması gerekir.
GÜNDAY, Metin, İdare Hukuku Dersleri, Ankara, 1996, s. 340

 (Da.10 D.13.10.1993 gün ve E.1992/3372, K.1993/3777 sayılı kararı, DD. Sayı 89 s. 581 vd. Aynı doğrultuda da.12D.10.2.1981 gün ve E.1979/567, K.1981/203 sayılı kararı, DD. Sayı 44-45, s. 534.)
Terör olayları sebebiyle uğranılan zararların karşılanması konusunda ayrıca 17.7.2004 gün ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun hükümlerine bakınız.

HUKUK HABERLERİ MAKALELER

AYİM’DEN TAZMİNAT KARARI
(El yapımı patlayıcının BTÖ mensupları tarafından patlatılması)
Devamı için tıklayınız.

AYİM’DEN TAZMİNAT KARARI
(Eğitim sırasında hakem el bombasının fırlatılması sırasında meydana gelen patlama sonucu yaralanma)
Devamı için tıklayınız.

AYİM KARARI (Sözleşmeli Subaylarla ilgili)
Bir sözleşmeli subay hakkında tesis edilen sağlık nedeniyle sözleşme feshi işleminin iptali ve statü dışındaki tüm aylık ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açtığımız davada; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi işlemin iptaline ve statü dışında geçirdiği sürelerde mahrum kaldığı özlük haklarının hak ediş tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar vermiştir.
Devamı için tıklayınız.

AYİM’DEN TAZMİNAT KARARI
(Batarya personeline el bombası atışı eğitimi yaptırıldığı sırada şarapnel veya taş parçası olduğu değerlendirilen bir cismin sol gözüne isabet etmesi sonucu yaralanma)
Devamı için tıklayınız.

AYİM KARARI
(Askeri öğrenci, okuldan çıkarılma)
Devamı için tıklayınız.
(Sözleşmeli subay sözleşmesinin yenilenmemesi)
Devamı için tıklayınız.
(İl içi atama işleminin iptali)
Devamı için tıklayınız.

AYİM KARARI
(Subaylık sınavına alınmama - Manevi Tazminat)
(TSK Disiplin Kanunu - Aylıktan Kesme)
(Sicil İptali)
Devamı için tıklayınız.

AYİM KARARI
(TSK Disiplin Kanıunu - Zamanaşımı)
Devamı için tıklayınız.
(Jandarma Astsubay Temel Kursundan Çıkarılma)
Devamı için tıklayınız.

AYİM KARARI
(Güvenlik Soruşturmasının Olumsuz Sonuçlanması
Nedeniyle Okuldan Çıkarma )
Devamı için tıklayınız.
(Okuldan uzaklaştırılan askeri öğrencinin sınavlara alınmaması )
Devamı için tıklayınız.
(Jandarma Astsubay Meslek Yüksek Okulundan Çıkarılma)
Devamı için tıklayınız.
(Uzman Erbaş Sözleşme Feshi)
Devamı için tıklayınız.
(Sözleşmeli Subay Sözleşme Yenilememe)
Devamı için tıklayınız.

İDARE MAHKEMELERİNDE
DAVA AÇMA USUL VE YOLLARI
Devamı için tıklayınız.

TSK’DA SUÇ VEYA DİSİPLİNSİZLİK TEŞKİL EDEBİLECEK BİR EYLEMİ ÖĞRENEN AMİRİN HAREKET TARZI
Devamı için tıklayınız.

TSK’DA SUÇ DOSYALARININ HAZIRLANMASI VE SUÇ DOSYALARINDA BULUNMASI GEREKEN BELGELER
Devamı için tıklayınız.